1. Ana Sayfa
  2. Teknoloji
  3. Marsa Yolculuk İçin Hedef 2035 Yılı

Marsa Yolculuk İçin Hedef 2035 Yılı

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) şaşırtıcı açıklamalarda bulundu. Kızıl gezegen olarak adlandırılan Mars gezegeni üzerinde yaptığı araştırmalar ve incelemelerle gündemde yer tutan NASA, marsa astronot gönderme hedefinde ilerliyor. Bu yolculukta nükleer roket kullanma ihtimali yapılan son açıklamada NASA’nın gündeminde yer aldı.

Marsa Yolculuk İçin Hedef 2035 Yılı

Uzay yolculuklarına ilişkin olarak yaptığı çalışmalarla gündemde yer alan NASA, Mars yolculuğuna hazırlık amacıyla 2023’te Ay’a astronot göndermeyi planlıyor. Mars’a astronot göndermek için 2035 yılı hedefleniyor. NASA’nın yanında Rusya ve Çin’de aynı hedef doğrultusunda ilerlemek için 2040 yılına yönelik hazırlık çalışmaları yürütüyor. Uzay ve Havacılık alanında kurduğu SpaceX şirketi ile uzaya astronot gönderme hayali kuran Elon Musk’ta Mars yolculuğu için çalışma yapanlar arasında yer alıyor.

Nükleer Roket İle Mars Daha Yakın

Marsa yolculuk için çalışma yapan kuruluşlar arasında yer alan NASA, yolculukta nükleer roket kullanma ihtimali ile diğerlerinden ayrılıyor. Mars ile dünya arasındaki mesafenin yaklaşık olarak 225 milyon kilometre olduğu ve nükleer roket kullanılmadığı takdirde yolculuğun yaklaşık olarak 8 ay sürebileceği değerlendiriliyor. Mesafe nedeniyle iletişiminde zorlaşacağı ve bu durumun astronotlar üzerindeki etkisi de değerlendirme kapsamında tutuluyor. 2035 yılına kadar Mars’a astronot göndermeyi hedefleyen Nasa tarafından yapılan açıklamada nükleer roket kullanılması durumunda 225 milyon kilometrenin 8 aylık süre yerine 3 ay gibi büyük ölçüde daha kısa zamanda alınacağı ortaya koyuldu. Nükleer roket kullanımı ile kızıl gezegene ulaşmak daha kolay hale gelecek. 2035 yılını hedefleyen NASA, bu yolculuk için nükleer teknolojiye sahip araçların kullanılabilmesi için yoğun emek harcıyor.

Atmosfer Oranı yüzde 1

Nükleer roket kullanılarak dünya ile mars arasındaki mesafenin daha kısa zamanda alınabileceği yapılan araştırmalar sonucunda ortaya koyuldu. Nükleer roket teknolojisine yönelik çalışmalar devam ederken akıllarda başka sorular yer etmeye başladı. Kızıl gezegenin atmosferinin bizim gezegenimizin atmosferine oranla yüzde 1 değerinde olması astronotlar için çok daha büyük ve riskli bir yolculuk olacağına işaret ediyor. Bu oranlara göre kızıl gezegeninin yüzeyinde bulunmak uzay boşluğunda bulunmaya denk bir duruma tekabül ediyor. Yüksek basınçtan korunma yollarının aranmasının yanında hayatta kalmak için oksijen üretiminin sağlanmasına yardımcı olacak sistemlerin oluşturulması da aşılması gereken zorlukların başında yer alıyor. Nükleer roket teknolojisinin geliştirilmesi için sürdürülen çalışmaların yanında oksijen üretimini sağlayacak sistemlerin ortaya koyulması da önem teşkil ediyor.

Kansere Yakalanma Oranı Büyük Ölçüde Artıyor

Kızıl gezegenin yüzey yapısından ve atmosferinden kaynaklanan sorunlara bir yenisi daha uzmanlar tarafından eklendi. Atmosfer basıncından korumanın yolları yanında oksijen üretimi için sistem oluşturma çabalarının yanında uzmanlar, kızıl gezegendeki radyasyon oranının çok fazla olduğunu da ekledi. Diğer bütün etkenlerde göz önüne alındığında kızıl gezegene yolculuk yapan astronotların kansere yakalanma oranlarının büyük ölçüde arttığını belirtti. Su ve yiyecek ihtiyacının giderilmesi de aşılması gereken diğer engeller olarak görülüyor.

Yorum Yap

Yorum Yap